Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde yer alan zeytinyağı deposu, bölgenin endüstriyel üretim kültürünü yansıtan önemli yapılardan biridir.
Ayvalık’ta konumlanan bu endüstriyel yapı için geliştirdiğimiz restorasyon projesinde, yapının mevcut durumunu belgeleyerek özgün karakterini korumayı ve yeniden değerlendirilmesini amaçladık. İzmir mimarlık ofisi olarak ele aldığımız bu süreçte, rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışmalarını bütüncül bir yaklaşımla hazırladık.
Ayvalık’ın zeytinyağı üretimi ile şekillenen tarihsel kimliği göz önünde bulundurularak, yapıyı yalnızca fiziksel bir kabuk olarak değil; bölgenin endüstriyel mirasını taşıyan bir mekânsal hafıza olarak ele aldık. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz müdahaleler, yapının mevcut malzeme izlerini koruyan ve çağdaş kullanım senaryolarına uyum sağlayan bir restorasyon yaklaşımı üzerine kurulmuştur.
Ayvalık, zeytinyağı üretimi ile şekillenen tarihsel kimliği ve endüstriyel yapıları ile öne çıkar.
Zeytinyağı depoları, yalnızca üretim süreçlerine hizmet eden yapılar değil, aynı zamanda bölgenin ekonomik ve kültürel hafızasını taşıyan mekânlardır. Bu proje, söz konusu yapıyı bu bağlam içinde ele alarak, geçmiş üretim izlerini görünür kılmayı amaçlar.Yapının mevcut durumunu doğru biçimde analiz edebilmek amacıyla detaylı ölçüm ve belgeleme çalışmaları gerçekleştirilmiştir.
Hazırlanan rölöve çalışmaları, yapının fiziksel durumunu ortaya koyarken; restitüsyon çalışmaları, yapının tarihsel süreç içerisindeki özgün kullanım biçimini ve mekânsal kurgusunu yeniden değerlendirmeyi hedefler.
Restorasyon projesi, yapının endüstriyel karakterini koruyarak günümüze uyumlu bir şekilde yeniden işlevlendirilmesini hedefler.
Bu doğrultuda, yapıya sonradan eklenen ve özgünlüğünü zedeleyen unsurların ayıklanması, yapısal sorunların giderilmesi ve mevcut malzeme dokusunun korunması esas alınmıştır.Yapının mevcut taş, tuğla ve strüktürel elemanları, geçmiş üretim süreçlerinin izlerini taşıyan önemli bileşenler olarak ele alınmıştır.
Bu izlerin korunması, yapının yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda anlatısal değerinin de sürdürülmesini sağlar.Proje, yapının geçmişteki üretim işlevini doğrudan tekrar etmek yerine, mevcut mekânsal potansiyelini yeni kullanımlara uyarlayarak sürekliliğini sağlamayı amaçlar.
Bu yaklaşım, endüstriyel mirasın korunmasını, çağdaş kullanım senaryoları ile birlikte ele alır.