Skip to main content

İzmir BB Başkanlık ve Şehir Meclisleri


Proje Tanımı

İzmir’in Konak Meydanı’nda yer alan ve yıkılan belediye binasının yerine geliştirilen bu yarışma projesi, kentin kamusal hafızasını yeniden ele alan bir başkanlık ve şehir meclisleri yapısı önerisi olarak kurgulanmıştır.

Konak’ta konumlanan bu belediye yapısını, İzmir mimarlık ofisi olarak ele aldığımız tasarım sürecinde; yapıyı sabit ve tamamlanmış bir nesne olarak değil, zamanla değişebilen ve yeniden üretilebilen bir sistem olarak düşünmeyi önerdik.

Bu doğrultuda geliştirdiğimiz “maçuna” fikri, yapının önünde konumlanan büyük ölçekli bir vinç aracılığıyla, yapının parçalarının zaman içerisinde sökülüp yeniden kurulabilmesini mümkün kılan bir kurgu üzerine kurulmuştur. Bu yaklaşım, mimarlığı tamamlanmış bir sonuç olarak değil; değişen ihtiyaçlara göre sürekli yeniden tanımlanabilen bir süreç olarak ele alır.

Öneri, yalnızca bir belediye binası tasarlamak yerine, kentin dönüşen dinamiklerine uyum sağlayabilen, süreklilik ve değişim arasında konumlanan açık bir sistem olarak geliştirilmiştir.

Tasarım Yaklaşımı

Projenin çıkış noktası, mimarlığın çoğu zaman “tamamlanmış bir ürün” olarak ele alınmasına karşı bir öneri geliştirmektir.

Bu bağlamda yapı, hiçbir zaman tamamlanmayan, sürekli yeniden kurulan ve sökülebilen bir organizma olarak düşünülmüştür.

“Maçuna” Fikri

Projenin merkezinde yer alan ve “Maçuna” olarak adlandırılan vinç sistemi, yalnızca bir taşıyıcı eleman değil, tasarımın ana aktörüdür.

Bu vinç, yapının parçalarını inşa eden, dönüştüren ve gerektiğinde ortadan kaldıran bir mekanizma olarak çalışır.

Süreç Olarak Mimarlık

Önerilen sistemde yapı, tek bir anda donmuş bir form değil; zaman içerisinde farklı ihtiyaçlara göre şekillenen, büyüyen, küçülen ve değişen bir süreçtir.

Açık Uçlu Kurgu

Yapının tamamlanmış bir hâli yoktur.

Her müdahale, yeni bir ihtimale kapı açar ve yapı, kullanıcılarıyla birlikte evrilen bir sistem haline gelir.

Kamusal Alan İlişkisi

Konak Meydanı gibi güçlü bir kentsel odakta yer alan bu öneri,

yapıyı bir sınır olarak değil, kamusal hayatın bir uzantısı olarak ele alır.

Strüktür ve Esneklik

Çelik taşıyıcı sistem ve modüler kurgu, yapının sürekli değişime açık olmasını mümkün kılar.

Bu sistem, mimarlığı statik bir nesne olmaktan çıkararak, dinamik bir platforma dönüştürür.

İlgili Projeler