Skip to main content

Selçuk Kültür ve Gençlik Merkezi


Proje Tanımı

İzmir’in Selçuk ilçesinde yer alan Kültür ve Gençlik Merkezi projesi, bölgenin güçlü tarihsel ve kültürel birikimi ile ilişki kuran, kamusal yaşamı destekleyen bir yapı önerisi olarak ele alınmıştır.

Selçuk’ta konumlanan bu kültür merkezi projesini, İzmir’de faaliyet gösteren mimarlık ofisi olarak ele aldığımız tasarım sürecinde; yapıyı yalnızca kapalı bir etkinlik mekânı olarak değil, kentle bütünleşen ve kamusal kullanımı genişleten bir toplanma alanı olarak kurgulamayı hedefledik.

Efes ve çevresinin tarihsel katmanlarını göz önünde bulundurarak geliştirdiğimiz bu yaklaşımda, yapı ile açık alan ilişkisini güçlendiren, iç ve dış mekân sürekliliğini destekleyen bir mekânsal organizasyon benimsedik. Bu doğrultuda proje, farklı kullanıcı gruplarını bir araya getiren, etkinlik, üretim ve paylaşım süreçlerini destekleyen esnek bir kamusal yapı olarak ele alınmıştır.

Geliştirdiğimiz bu öneri, yalnızca bir kültür merkezi üretmekten öte; Selçuk’un tarihsel ve turistik bağlamı içerisinde yeni bir kamusal odak oluşturmayı amaçlayan bütüncül bir mekânsal kurgu sunmaktadır.

Tasarım Yaklaşımı

Tasarımın ana fikri, kültür yapısını kapalı bir kütle olarak değil, açık, geçirgen ve süreklilik üreten bir sistem olarak tanımlamaktır.

Bu doğrultuda yapı; zemin, strüktür ve üst örtü ilişkisi üzerinden okunur.

Strüktür Olarak Mekân

Projede çelik konstrüksiyon üst örtü, yalnızca bir koruyucu eleman değil, mekânı tanımlayan ana kurucu öğe olarak ele alınmıştır.

Bu strüktür; açık alanları örter, yarı açık mekânlar üretir, farklı kullanımları bir araya getirir ve tüm yerleşkeye ortak bir dil kazandırır.

Tuğla ve Hafıza

Yapıda kullanılan tuğla malzeme, yerel mimari referanslarla ilişki kuran bir yüzey olarak ele alınır.

Bu ağır ve tanımlı kütleler, çelik üst örtünün hafifliği ile karşıtlık oluşturarak yeni ve eski arasında dengeli bir diyalog kurar.

Kamusal Süreklilik

Zemin kotunda oluşturulan açık ve yarı açık alanlar, yapının sınırlarını belirsizleştirir.

Kullanıcı, yapı içine girdiğini fark etmeden mekânlar arasında dolaşır.

Bu durum projeyi bir bina olmaktan çıkarıp, kamusal bir akışa dönüştürür.

Açık ve Kapalı Mekân İlişkisi

Gösteri salonu gibi kontrollü hacimler, açık amfi ve dış mekân etkinlik alanları ile birlikte çalışır.

Böylece kültürel üretim, yalnızca iç mekâna sıkışmaz; meydana ve gündelik yaşama taşar.

Mekânın Sahneleşmesi

Projede birçok alan, sabit bir işlev yerine dönüşebilir bir kullanım potansiyeli taşır.

Bu yaklaşım, mekânı statik bir fonksiyon yerine sürekli yeniden kurulan bir sahneye dönüştürür.

İlgili Projeler