Aydın’ın Söke ilçesine bağlı Ağaçlı Mahallesi’nde yer alan Dönmez Evi, zemin kat ve birinci kattan oluşan, tek bir bağımsız birim olarak kurgulanmış bir konut projesidir.
Söke’de konumlanan bu konut projesini, İzmir’de faaliyet gösteren mimarlık ofisi olarak ele aldığımız tasarım sürecinde; iç mekân ile dış mekân arasında güçlü bir görsel ve fiziksel ilişki kuran, şeffaflık ve açıklık üzerinden tanımlanan bir yaşam kurgusu geliştirmeyi hedefledik.
Projede önerdiğimiz cam ağırlıklı cephe yaklaşımı, yapının çevresiyle kurduğu ilişkiyi güçlendirirken, doğal ışığın iç mekâna maksimum düzeyde alınmasını sağlayan bir mekânsal süreklilik oluşturur. Plan organizasyonu ise, kullanıcı ihtiyaçlarını gözeten, açık ve akışkan bir yaşam düzeni üzerine kurgulanmıştır.
Bu doğrultuda yapı, yalnızca bir konut üretimi olarak değil; bulunduğu bağlamla görsel ve mekânsal olarak bütünleşen, kullanıcı deneyimini ön plana çıkaran çağdaş bir yaşam alanı olarak ele alınmıştır.
Proje, doğal peyzajın belirleyici olduğu bir çevrede konumlanmaktadır.
Bu bağlamda yapı, araziye minimum müdahale ile yerleşen, çevresiyle bütünleşen bir yaklaşım ile ele alınmıştır. Yapının konumlanışı ve açıklıkları, manzara ve gün ışığı ile kurulan ilişkiyi önceliklendirir.
Konut, gündelik yaşam alanları ile daha özel kullanım alanlarını katlar arasında dengeli bir şekilde dağıtan bir plan kurgusuna sahiptir.
Zemin kat, yaşam alanlarının doğrudan açık alan ile ilişki kurduğu bir düzlem olarak ele alınırken; birinci kat daha kontrollü ve özel mekânları barındırır. Bu dağılım, kullanıcıların farklı mekânsal ihtiyaçlarına karşılık verir.
Yapının cephe tasarımında geniş cam yüzeyler belirleyici bir rol oynar.
Cam yüzeyler, iç mekân ile dış mekân arasındaki sınırları azaltarak görsel ve fiziksel süreklilik sağlar. Bu yaklaşım, yapının doğa ile kurduğu ilişkiyi güçlendirirken, mekânsal algıyı da genişletir.
Yapının kütlesel organizasyonu, yatay etkisi güçlü bir mimari dil üzerinden şekillendirilmiştir.
Geniş açıklıklar ve çıkmalar, yapının çevre ile kurduğu ilişkiyi güçlendirirken, aynı zamanda mekânsal sürekliliği destekler.
Proje, tasarım aşamasında belirlenen mekânsal ve yapısal kararların sahaya aktarılması ile hayata geçirilmiştir.
Yapım süreci, önerilen mimari dilin uygulama ile bütünleşmesini sağlayarak tasarım ve üretim arasındaki ilişkiyi ortaya koyar.